İstanbul'da motosiklet tamirhanelerinde denetim
Genelİrade, teknoloji ve inisiyatif güzellemesi
Bu yıldızlarla dolu şehir genç ve aydınlık bir geleceğe doğru yol alıyordu. Bir yıl boyunca süren sessizliği sona erdirme umuduyla aceleyle harekete geçmiştim. Ancak korkutucu bir gölge gibi üzerime çöken sessizlik, beni köşeye sıkıştırmış gibiydi. Bu sessizlik, yazılarımı yazarken bile beni rahatsız ediyordu. Gölgeler, yazdıklarımı adeta uyutarak götürüyordu, ancak bir yol arkadaşıyla bu gölgeye meydan okuyabilirdi.
Gölge, yağmurun etkisiyle daha da belirgin hale gelmişti ve insanların içini karartan bir hava hakimdi. Toprağın üzerindeydim, henüz filizlenmemiş umutların toprakla kaplı olduğu bir arazi gibiydi her taraf. Karanlık her yeri sarmıştı ve ben, bu zorluğa karşı koyabilmek için buradaydım. İşte benim görevim, bu karanlığı aydınlatmaktı.
Kıvılcımlarımı gönderdikçe gölge geri çekiliyor, zor durumda olan insanlara umut ışığı oluyordum. Daha önce magazin dünyasının ilgisini çeken biri olmuştum, ancak artık bu tür şeylere zaman ayırmam gerektiğini düşünmüyordum. İnsanlara yardım etmek, onların yanında olmak benim önceliğimdi. Geçmişteki potansiyelim artık önemli değildi, çünkü ben şimdi buradaydım.
Başkaları ne derse desin, ben kendimi bulmuştum ve bu gölgede mücadele etmeye kararlıydım. Kilimimde bağladığım protokol, beni benzersiz bir şekilde güçlendirmişti. Geçmişle ilgili hiçbir bağlantım yoktu ve geçmişi geride bırakmıştım. Artık önemli olan şey, geleceği aydınlatmaktı.
Bilinmeyenlerin korkusuyla hareket edenler her zaman en kısa sürede sonuca ulaşırken, şiirdeki uyak gibi her şeyin bir denklemle çözülebileceğine inanıyordum. Olayları mikro-yansımalarla gazetelere, hava sahalarına döküyordum, her biri bir öyküydü. Hikayelerimde duraksamalar, insanların düşüncelerini özüne sığdırıyordu. Medyanın yalanlarına göz yummak yerine, gerçeği aramayı tercih ediyordum.
Herkes suçlu ararken, ben olumlu bir bakış açısıyla hareket etmeyi seçtim. İnsanların bir araya gelmesi ve beyinlerini birleştirmesi gerektiğine inanıyordum. Bize karşı gelenlere karşı durmamız gerekiyordu, enerjiyle hareket etmeli ve beyinlerimizi birleştirmeliydik.
Ruhlarımız ve nefeslerimiz özgürlüğü simgeliyordu, uyanık bir şekilde yaşamalıydık. Her şeyi düşünmek yerine zihnimizi sakinleştirmeliydik. Sevgiyle dolmalı ve birlikte kaynaşmalıydık. Şiir, bizi etkileyen bir güçtü. Biçimsizliği olmadan bir şeyi bakarak görmeliydik, eksiklikleri olmadan. Bu şekilde, gerçek anlamını bulabilirdik.
Corpuscular Airis V'nin izlediği yolda ben de kendi yolumu bulmuştum.
İlginizi Çekebilir